Açılımın İngilizcesi Ne? – Bir Hayal Kırıklığının Ardında
—
Hayal Kırıklığının İntikamı
Kayseri’nin soğuk kış akşamlarında, odamda yalnızım. Dışarıda kar yağıyor, ama burada, bilgisayarımın ekranında, bir belirsizlik var. Aklımda bir soru dönüp duruyor: “Açılımın İngilizcesi ne?” Bunu sormak, küçük bir şey gibi gözükse de, beni derinden etkileyen bir başka sorunun tetikleyicisi haline geldi.
Benim gibi duygusal bir insan için, her soru bir yanıtın ve duygusal bir çalkantının başlangıcı olabilir. “Açılım” demek, kelime olarak çok masum bir şey olabilir belki, ama benim için bu, yaşamla ilgili bir dönüm noktasının da simgesi olmuştu. Bir zamanlar, birine söylediğimde her şeyin daha kolay anlaşılacağını, hayatta her şeyin yerli yerine oturacağını düşünmüştüm. Oysa, bu soru bana sadece kafa karışıklığı ve hayal kırıklığı sundu.
Bir gün, tam da böyle bir akşamda, eski bir arkadaşımla karşılaştım. Aradan yıllar geçmişti ve ben, ona hâlâ aynı samimi gözlerle bakıyor, aynı duygusal derinlikte buluyordum. Ama o an, onu gördüğümde içimde garip bir boşluk vardı. Gözlerindeki değişim, bana anlatmak istediği her şeyden çok daha fazlaydı. İşte o anda, bir soru ona doğru gitti. O soru, bana hayatın en çelişkili, en derin duygusunu hissettirdi. O sorunun cevabını almak istemedim. Ancak cevap, beni adım adım peşinden sürükledi.
“Açılımın İngilizcesi ne?”
—
Derin Sualtındaki Duygular
Birlikte çok vakit geçirdiğimiz o yıllarda, ona her şeyi anlatmıştım. İdeallerim, hayallerim, geleceğe dair ne düşündüğüm, nasıl bir insan olmak istediğim… O bana güvenmişti, ben de ona. Ama şimdi, yıllar sonra karşılaştığımızda, gözlerindeki mesafeyi hissettim. Sanki her şey değişmişti, ama hâlâ aynı soruyu sormaktan kendimi alamadım.
Bunu sormak, eski günleri hatırlamama neden oldu. Kayseri’nin sokaklarında, hiçbir yere gitmeyen uzun yürüyüşler yapardık. Birbirimize hayallerimizden bahsederken, hiçbir şeyin bizi durduramayacağını düşünürdük. Ama zaman geçtikçe, o anların gücü zayıfladı. Birbirimizi anlayamaz hale geldik, ama nedense, eski bir dostun yanında durmanın verdiği rahatlıkla her şeyin yeniden yoluna girebileceğini hayal ettim. İşte bu hayal, soru aklıma geldiğinde kırıldı.
O gün, karşılaştığımızda sadece “Açılımın İngilizcesi ne?” sorusunu sordum. Cevap verecek gibi durmuyordu, ama ben hala ısrarcıydım. Onun kayıtsız bakışları, içimdeki o büyük boşluğu daha da büyütüyordu. Karşılık vermemesi, bana ondan daha fazla uzaklaştığımı düşündürdü. Sanki her şeyin sonunda bir boşluk kalmıştı. O an, kendi içinde kaybolmuş bir insanın karanlık sokaklarında yürüdüğümü hissettim.
—
Zihnimdeki Çıkmaz
O gece, yatağımda mışıl mışıl uyuyabileceğimi düşünmüştüm. Ama gözlerim hâlâ ekranımda. O kadar yakındım ama yine de uzaklardım. “Açılım”… Bu kelime, aslında neyi açıyordu? Anlamı, bir insanın dünyasında hangi kapıları açmaya çalışıyordu? O an, bir anlamda kendi içimde bir açılım başlattım. O kadar fazla şey bekliyorum ki… Bekledim ve hâlâ bekliyorum. Kendi duygularımı açmak, içimdeki karmaşayı anlamak istiyorum. Bu sorunun ne kadar sıradan bir şey olduğunu, aslında ne kadar anlamlı bir şekilde açılmadığını fark ettim.
Bir kelime bile, bir insanın duygusal yükünü taşıyabilir mi? Benim için o soru, kelimenin anlamını çok öteye taşımıştı. O an, sadece İngilizce bir anlam değil, bir insanın hayatındaki soruların da çevrildiğini fark ettim. Her açılım, başka bir dili konuşmak gibiydi. O soruyu sormam, benim içimdeki birikmiş hayal kırıklığını dışarı atma çabam gibi hissettirdi. Belki de her sorunun cevapsız kalması, insanı daha fazla tüketiyor.
—
Umut ve Kaybolan Zaman
Zamanla, her şeyin bir anlamı olduğunu düşündüm. Belki de sorunun cevabını vermek, bu hayatın verdiği en büyük derslerden biri olmalıydı. Soru, aslında cevapsız kalmamalıydı. Ne olursa olsun, her şeyin bir çıkış yolu olduğu gibi, bir dilde bir şeyin tam karşılığını bulamamak da, insanın iç yolculuğunda bir anıydı. O gece, yalnız kaldığımda, daha fazla karanlıkla yüzleşmeye başladım.
Bir gün, bir yerlerde yine bu soruyu sorarım. Ama o zaman, içimdeki anlamla birlikte sorarım. İngilizce ya da Türkçe, hangi dilde olursa olsun, bir soruya verilecek cevabın ne kadar derin olduğunu o zaman daha iyi anlayacağım. Soru, hayatın akışında bir anı yakalama çabasıydı. Belki de bu kadar derin düşünmemek gerekir. Ama benim gibi biri için, bir soru bir anlam dünyası yaratabilir.
—
Kapanışın Ardındaki Gerçek
Ve şimdi, Kayseri’de kar hala yağıyor. Sokakta beliren her insanın, tıpkı benim gibi bir soruyu içinde taşıdığını hissediyorum. Sorular, insanların iç yolculuklarında fark ettikleri ama dışarıya vurgulamadıkları birer işaret gibi. “Açılımın İngilizcesi ne?” demek, belki de içindeki çözülmemiş her şeyi soruyor olmak demek. Ama ben, her zaman cevapların bir yoldaş olduğunu düşünüyorum. Hangi dilde olursa olsun, her şeyin anlamı farklıdır. O gece, sorumu sorarken, aslında kendi içimdeki açılımı başlatmış oldum.
Şimdi, biliyorum ki cevaplar, bazen aradığımızdan çok daha derin ve karmaşık olur. Ve o anı, o soruyu, belki de en çok soran kişiyi anlamaya başlamak gerek…