Değer Yargılarına Ne Denir? Hayatın Gerçeklerinden Biraz Mizah
Bir arkadaşım geçen gün bana “Değer yargılarına ne denir?” diye sordu. İlk başta şaşırdım, çünkü “değer yargıları” lafını, üniversite sınavından sonra bir daha hiç duymamıştım. Yani bunu bana sorduklarında, sanki biri bana “Neden elmayı portakal diye yiyorsun?” diye sormuş gibi hissettim. Ama tabii ki cevabı bilmiyorum diye benden beklenen akademik bir monolog yapmadım. Aslında o kadar zor değil, çünkü değer yargıları hakkında düşündükçe bir sürü komik şey aklıma geldi.
Bunlar hayatın ta içinden, herkesin bir şekilde deneyimlediği ama çok fazla üzerine kafa yormadığı şeyler. Hadi gelin, değer yargılarına ne denir, bunu biraz eğlenceli bir şekilde anlamaya çalışalım. Ve tabii ki biraz da kendi komik hallerimi ekleyeyim, çünkü sonuçta ben de bir insanım ve çoğu zaman “değer yargılarımı” düşündüğümde baya bir kafa karıştırıcı durumlar oluyor. 😅
Değer Yargıları: Herkesin Kafasında Bir “Bununla Olmaz” Kafası
Değer yargıları, aslında insanın neyin doğru neyin yanlış olduğunu düşündüğü, yani bizim toplumsal olarak kabul ettiğimiz normlar. Yani o popüler tabirle, “Bununla olamazsın!” demek de bir değer yargısı aslında. Ama hayat biraz daha karmaşık değil mi? Bir bakıyorsun, geçen akşam sokakta yürürken biri kedisini gezdiriyor. Tabii ki bir insan kedisini gezdirir, ne var bunda? Sonra başlıyorsun düşünmeye: “Bu insanlar niye bu kadar rahat? Kedinin gezdirilmesi ne demek ya?! Kimse bana ‘niye kedini gezdiriyorsun’ demiyor ama ben burada normalde ‘köpeğini gezdir’ diyen insanlarla büyüdüm.”
Ve sonra… bir hafta sonra kendini kedisini gezdirirken buluyorsun. “Evet, ben bu hale geldim. Başkalarının değer yargılarından, onları değiştirebilir miyim? Hayır. O yüzden ben de kedimi gezdiriyorum!” İşte bu, tam bir değer yargısının evrimi. Hani başkalarına “Ya bu kadar mı işgalcisin?” diyor olabilirsin ama bir bakıyorsun, artık sen de kediyi gezdiren insansın. 😂
Değer Yargıları ve Arkadaş Ortamı: Ne Anlama Gelir?
Şimdi değer yargılarından bahsedince aklıma hemen arkadaş ortamları geliyor. Çünkü orada gerçekten en absürt değer yargılarıyla karşılaşırsınız. Bir kafede buluşmuşuz, kahve içiyoruz, muhabbet dönüyor. Bir arkadaşım, “Abi, bu kadar çikolata yemek gerçekten kötü bir şey mi?” diye soruyor. Tabii, biz de anında giriyoruz bu topa:
“Ya bu kadar çikolata yemek, sağlığa zararlı tabii. Ama senin de kahvaltıda bütün bir keki yediğin halin bir şey demiyor ki!” diyorum.
“O da doğru, ama bak… bende kilo problemim yok. Yani biz ne yapalım? Sağlık mı değer, yoksa çikolata mı?”
Gerçekten o anki değer yargıları tam bir çelişkiydi. Bir taraftan sağlık diye bağırıyorsun, diğer taraftan çikolata yemek de cennete giden yol gibi… Ama işte, herkesin kafasında belirli bir norm var. Herkes bir şeyleri yaparken ya da yapmıyorken, aslında o şeylerin bir “değer” taşıdığını düşünüyor. Bir arkadaşımın çikolata yemesi kötü, ama bir başkasının normalde asla yediği bir şeyin hakkını vermesi o kadar “yoksa” değeri taşıyor. 😜
Değer Yargılarına Ne Denir? Bir İç Sesin Konuşması
Gerçekten bu değer yargılarından yola çıkınca, insanın kafasında bir sürü soru oluşuyor. Bazen bir durumu değerlendirirken, iç sesim bana şöyle bir şey diyor:
İç Ses: “O kadar kararsızsın ki! Dün akşam eve geldin, annene mesaj attın ‘Ders çalışacağım’ diye. Sonra bir de ne yapıyorsun? Netflix dizisi izliyorsun. O yüzden değer yargıların hep birbirine zıt!”
Ben: “Ama o gün gerçekten ders çalışmam gerekiyordu… bu sadece ‘kişisel bir tercih’ mi acaba?”
İç Ses: “Tabii, tabii… O yüzden de sabah kalkıp kahvaltı yerine hemen ofise koştururken, birazcık da suçluluk duygusu mu? Bir de hiç bu kadar kendini kandırdığını görmedim. Ama tabii, kimse de bunu sana söylemiyor! Değer yargıları var ama, değil mi?”
Ben: “Evet ama… zaten kimseyi de kırmıyorum. Bu kadar çalışırken, bir iki hafta daha böyle olacak!”
İç Ses: “Aha, işte burada devreye girdi bu değer yargıları… Kendine bir şeyler söylüyorsun, ama diğerleri böyle demiyor işte. Herkes daha disiplinli, herkes sağlıklı bir hayat yaşıyor ama sen… hmmm… çikolata yiyen, kafayı takmayan kişisin.”
Ben: “Evet, doğru… Herkesin kafasında bir değer var ve ben bazen bunları gerçekten düşünmeden yaşıyorum. Neyse, yediğimi de içtiğimi de daha çok sevmeye başladım!”
Sonuçta Değer Yargıları, Bizim Birer Maskemizdir
Değer yargıları dediğimizde, aslında gerçekten en doğru olan şey, çoğu zaman başkalarının gözünden ve toplumsal normlardan bağımsız yaşamaktır. Ama tabii bu, o kadar kolay olmuyor. Hani, bazen de ben öyle düşünüyorum; “Değer yargıları ne denir? Onlar bizim ne kadar maskemiz?” Çünkü insanın kafasında sürekli bir ‘doğru’ ve ‘yanlış’ vardır, ama bazen bu ‘yanlış’lar da doğru kabul edilebilir. Bir bakarsınız, bir çikolata parçası aslında size en büyük doğruyu veriyor, diğer tarafta da birinin elinde sağlıklı salata…
Herkesin kafasında her şey farklı. Ama aslında önemli olan; kendine özgü değerler oluşturmak ve tabii ki bu değerlerle mutlu olmak! O yüzden değer yargılarına ne denir? Belki de sadece “O senin değerlerin, benimkiler de benim!” demek yeterli.