Nush ile Uslanmayanın Hakkı Tekrir Tekrir ile Uslanmayanın Hakkı Kötektir Kime Aittir?
Bir atasözü var, “Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” diye. Bu söz, Türk kültüründe sıkça duyduğumuz, çok katmanlı anlamlar taşıyan bir cümle. Kimilerine göre, bir insanı doğru yoldan saptırmamak için uyarıların yeterli olduğu, kimilerine göreyse, her defasında aynı hatayı yapan kişilere uygulanan sert bir yaklaşımın gerekliliğini vurgulayan bir ifade. Peki, bu söz kime ait? Tarihi kökenleri ne? Ve bugün anlamı nasıl değişmiş olabilir? Hadi gelin, biraz kafa yorarak, bu atasözünü farklı bakış açılarıyla inceleyelim.
İçimdeki Mühendis: Bilimsel Bakış Açısıyla “Nush” ve “Kötek”
İçimdeki mühendis, bu atasözünü bilimsel bir açıdan ele almak istiyor. Bir mühendis olarak, her şeyin mantıklı bir açıklaması olması gerektiğini savunuyorum. Öncelikle, “nush” kelimesi, doğru yolu göstermek, öğüt vermek anlamına gelir. İnsanlara akıl vermek, onları iyiye yönlendirmek… Buradaki “nush”, başkalarına yön göstermeye çalışan birinin empatiyle yaptığı bir eylem gibi düşünülebilir. Şimdi, bu anlamı bilimsel bir temele oturtmaya çalışalım. İnsan davranışları, genellikle uyarılarla şekillenir. Bilimsel olarak, birine sürekli tekrarlayarak eğitim vermek, öğrenmenin anahtarıdır. Çünkü beyin, tekrarlama yoluyla yeni bilgileri pekiştirir.
Ancak işin içine “kötek” girdiğinde, işler biraz daha karışıyor. İçimdeki mühendis, işin teknik yönüne bakarak, bazen birinin anlaması için daha sert, disiplinli bir yaklaşım gerekebileceğini savunuyor. Bu bakış açısına göre, bazı insanlar tekrarladıkça ders alır, bazılarına ise “sert” yaklaşmak gerekebilir. Gerçekten de birine sürekli “nush” verirken, yeterli tepkiyi almadığınızda, bazen daha etkili sonuçlar için sert bir yaklaşım daha uygun olabilir. Ama işin sonunda insan davranışlarını yönetmek için her bireyin farklı bir motivasyona sahip olduğunu unutmamak gerekiyor.
İçimdeki İnsan: Duygusal Bir Yaklaşım ve “Sert” Yaklaşım
Peki ya içimdeki insan tarafı? O, bu atasözünü daha farklı bir açıdan değerlendiriyor. İnsanların duygusal dünyası, bazen analitik düşüncelerle sınırlı kalmaz. Bu tür ifadelerde daha çok vicdan, empati ve anlayış gibi faktörler devreye girer. İçimdeki insan, “Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” sözünü, daha çok bir ilişkiyi, karşılıklı anlayışı ve sabrı anlatan bir şey olarak kabul eder. Çünkü insanlık tarihi boyunca insanlar birbirini uyarmış, fakat bazen karşınızdaki kişi sizi anlamaz. Bu durumda, birinin hatasında ısrar etmesi ve aynı hatayı defalarca yapması, aslında sabrın da bir sınırının olduğunu gösteriyor.
Ama işte, bu sert yaklaşımda bir yanlışlık hissi de doğuyor. İçimdeki insan, “Evet, sert müdahale gerekebilir ama bu bir noktada insani değil” diyor. Çünkü insanlar, bir hata yaptığında her zaman kötülükle değil, genellikle doğruyu öğrenme çabasıyla hareket ederler. Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir tekrir de, yine birinin tekrar tekrar uyarılması gerektiğini gösteriyor; ama bu, karşınızdaki kişiyi anlamadan verilen bir uyarı olmamalı. Uyarı yapmanın, sabır ve empatiyle yapılması gerektiğini savunuyor.
Tarihi Perspektiften Bakış: Atasözünün Kökeni ve Anlamı
Şimdi gelin, bu atasözünün tarihsel kökenlerine bakalım. “Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir” deyimi, eski Türk kültürlerinde ve Osmanlı döneminde halk arasında sıkça söylenen bir sözdür. Burada “nush” kelimesi, ilk başlarda daha çok bir öğretici, yol gösterici anlamında kullanılırken, “kötek” kelimesi de geleneksel anlamıyla daha sert bir öğreti ve disiplin olarak yer almıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nda, disiplinli bir eğitim anlayışı vardı. Bu anlayışa göre, eğer biri öğütlere kulak asmazsa, daha sert bir yöntem uygulanarak, o kişinin doğruyu öğrenmesi sağlanırdı.
Günümüzde ise bu tür sert yaklaşımlar, bazı kültürlerde hala geçerli olsa da, birçok toplumda yeri değişmiştir. Eğitimde ve ilişkilerde daha empatik, anlayışlı bir yaklaşım ön planda. Yani, atasözünün verdiği “sert” mesaj, zaman içinde biraz daha farklı bir hale gelmiş olabilir. İnsanlar artık, “kötek” yerine daha çok konuşma, anlama ve tekrarlarla düzeltme yollarını tercih ediyorlar. Gerçekten de, zamanla farklılaşan toplumsal yapılar ve eğitim anlayışları, bu sözü yeniden düşünmemizi sağlıyor.
Sonuç: Ne Zaman Nush, Ne Zaman Kötek?
Bu atasözünün, bugün bize neler söylediği konusunda farklı görüşler ortaya çıkabiliyor. İçimdeki mühendis, sürekli uyarıların ve tekrarların ne kadar önemli olduğunu savunsa da, içimdeki insan, insani değerler ve sabırla yaklaşmanın önemini vurguluyor. Gerçekten de bir insanın, hatalarından ders alabilmesi için bazen sert bir yaklaşım gerekebilir; ancak bu tür bir sertlik, insan onurunu zedelemeden yapılmalı. Zaman içinde değişen toplumsal yapılar, bireylerin birbirini anlama biçimlerini de değiştirmiştir. Bugün “nush”un da, “kötek”in de anlamı farklılaşmış olabilir. Ama sonuçta, her bireyin farklı bir yaklaşımı hak ettiğini unutmamak gerekir.
Bunu kabul etmek gerek, bazen “nush” ile başlayan bir süreç, sabırla sonlanabilir. Ama bazen, defalarca uyarı verilse de, bir kişi aynı hatayı tekrar tekrar yapıyorsa, belki de “kötek” zamanıdır. Herkesin “uyum” hızına göre farklı bir çözüm gerekebilir. Bu da aslında, insan ilişkilerinin ne kadar katmanlı ve karmaşık olduğunun bir göstergesi değil mi?