Özenti Kime Denir? Gerçekten Kimdir Özenti Olan?
İstanbul’un karmaşasında yürürken, her birimiz bir şekilde etrafımızdaki dünyaya ayak uydurmaya çalışıyoruz. Gündüzleri ofiste bir robot gibi çalışan, akşamları ise hayatın içinde kaybolan sıradan bir insan olarak, bazen etrafıma bakıp duruyorum: Kim ne yapıyor, neyi kopyalıyor, kim kime benzemeye çalışıyor? Özenti kime denir, gerçekten biliyor muyuz? Herkesin “özenti” dediği kişi aslında kimdir? Bu soruları kendime sorarken, içimde bir şeylerin yerine oturduğunu hissediyorum.
Özenti Nedir? Bir Kişiyi Tanımlayan Duygular ve Davranışlar
Özenti, aslında basit bir kelime gibi gelebilir, ama ne zaman bu kelimeyi duysam, içimde bir huzursuzluk oluşuyor. Özenti, birinin, başkalarını taklit etme, onların tarzını, konuşma biçimini, yaşam biçimini kendisine uydurma çabasıdır. Ama bence bu tanım biraz eksik. Çünkü, özentiye bakan herkes bunu farklı bir şekilde tanımlar. Birine “özenti” demek, onun yaşamını küçümsemek değil mi? Ama bazen, bu küçümseme haklı mı, haksız mı, gerçekten karar vermek zorlaşıyor.
Mesela, bir arkadaşım var. Her zaman en yeni telefonlara sahip olur, modayı takip eder ve hatta bir dergide gördüğü bir stilistlik tavsiyesini bile benimsemişse, taklit etmeye başlar. Bir bakıma o da özenti. Ama ben onu yargılamakta zorlanıyorum. Çünkü belki de o, bu dünyada kendini başkaları gibi görmek istiyor, belki de farkında olmadan bir tür kimlik arayışı içinde. Yine de, ona “özenti” demek, bana bazen haksızlık gibi geliyor. Belki de ben, sadece toplumun dayattığı kalıplara karşı farklı bir şekilde bakmaya çalışıyorum.
Özenti ve Toplumun Etkisi
İstanbul’da her şey hızla değişiyor. Moda, müzik, hayat tarzları… Hepimiz bir şeyleri deniyoruz ve bazen, bu denemeler başkalarından etkilendiğimiz için oluyor. Bu da tam olarak özenti değil mi? Toplum, bize neyi doğru, neyi kabul edilebilir gösteriyorsa, biz de ona uyum sağlamaya çalışıyoruz. Zaten hayatımız boyunca başkalarından etkileşim almadık mı? Kimse kendi yolunu tek başına bulamaz, değil mi? Ama bu noktada, özenti ile etkilenme arasındaki ince çizgi çok önemli. Özenti, başkasının hayatını kopyalamak, onun kimliğine bürünmektir. Peki, ya biz sadece beğendiğimiz bir şeyden etkileniyorsak?
Özentiye dair düşüncelerim, son zamanlarda biraz daha derinleşti. İş yerinde, ofis arkadaşlarımın sürekli olarak Instagram’da gördükleri yaşam tarzlarına, markalara ve sosyal medyada popüler olan trendlere ne kadar bağlı olduklarını fark ediyorum. Herkesin bir parçası olmaya çalıştığı bir toplumda, herkes bir şekilde özenti haline gelebiliyor. O zaman özentiye dair düşündüklerim de değişiyor. Belki de hepimiz bir şekilde özenti oluyoruz, çünkü kimse bir adım öne çıkmaya cesaret edemiyor.
Özenti ve Kimlik Arayışı
Bir zamanlar, bir arkadaşım bana “Sen çok özenti birisin” demişti. O an bir şok yaşamıştım. Ne demekti bu? Ben sadece kendim gibi davranıyordum! Ama belki de o, benim kendimi bulma sürecimdeki denemelerimi farklı bir şekilde algılıyordu. Kimlik arayışım, bir başkasını taklit etmek değil, kendi benliğimi inşa etmekti. Ama toplum, bu tür farklılıkları genellikle hemen “özenti” olarak etiketler. Bu da bazen insanın kafasını karıştırıyor. Bir tarafım diyor ki, belki de gerçekten özenti oluyorum, ama diğer tarafım ise, hayır, sadece kendimi keşfetmeye çalışıyorum. İki taraf arasında kalıyorum, hep. Özenti olmak ile kimlik arayışında olmak arasındaki çizgi gerçekten çok ince.
Bir yandan da şunu düşünüyorum; peki, ya bir kişi gerçekten “özenti” olmak istiyorsa? Kimseye zarar vermeden, başkalarını taklit etmek ve onların tarzlarını kendine uyarlamak, bir tür rahatlama, bir tür aidiyet hissi yaratabilir mi? Belki de, özenti bir yerde güven arayışıdır. Belirli bir kalıp ve düzenin içinde olmak, kendini kaybolmuş hissetmektense, bir tür düzenin içinde var olmak, insanın içindeki boşluğu doldurur. Kimseyi suçlamıyorum aslında. Belki de hepimiz bazen özenti oluyordur, ama bunu kabul etmek zor.
Gelecekte Özenti ve Kimlik Arayışı
Geleceğe baktığımda, belki de herkes bir noktada kendini farklı bir şekilde ifade etmeye çalışacak. Sosyal medya, influencer’lar, markalar… Bu dünyanın baskısı, insana hep bir tür özenti duygusu aşılıyor. Ama bir şeyler gerçekten değişebilir mi? Belki de insanlar daha fazla kendi kimliklerini bulmaya çalışacaklar ve bu da, toplumu yeniden şekillendirecek. Bunu tahmin etmek zor ama bir şey kesin: Gelecekte, özenti kavramı daha da karmaşık bir hale gelecek. Belki de bu kavram, kendi kendini tanımlayan bir hale gelecek. Sonuçta, kimse sadece başkalarını kopyalayarak var olamaz, değil mi?
Sonuç: Özenti ve Gerçek Benlik
Özenti kime denir? Gerçekten bu soruyu sormanın bir anlamı var mı? Belki de herkesin özenti olma şekli farklıdır. Ve belki de herkes bir şekilde kendini keşfetmeye çalışıyordur. Bu dünyada, herkes bir parça özenti olabilir, ama aynı zamanda bir parça da kendini bulma sürecindedir. O yüzden, bu kavramın yalnızca dışarıdan bakıldığında yargılandığını unutmamak gerek. Kimseyi tam anlamıyla özenti olarak tanımlayamayız, çünkü herkesin kimlik arayışı farklıdır. Ve belki de, bu arayış bir noktada hepimizin ortak noktasıdır.